Daniel Goleman’ın Emotional Intelligence: Why It Can Matter More Than IQ kitabı, modern hayattaki yaygın bir varsayımı sorguluyor: Başarıyı belirleyen en önemli unsur gerçekten IQ mu?
Goleman bu soruya net bir şekilde “Hayır” yanıtını veriyor ve duygusal zekânın (EQ), bireylerin liderlik etme, performans gösterme ve insanlarla bağlantı kurma becerilerinde çok daha belirleyici bir rol oynadığını savunuyor.
Kitap, duygusal zekâyı beş temel bileşen üzerinden ele alıyor:
1. Kendini Tanıma
Kişinin kendi duygularını fark edebilmesi ve bu duyguların kararlarını, davranışlarını nasıl etkilediğini anlayabilmesi.
2. Kendini Yönetme
Zorlu veya stresli durumlarda duygusal tepkileri kontrol edebilme becerisi. Belirsizlik ve baskı altında çalışan liderler için özellikle kritik bir yetkinlik.
3. İçsel Motivasyon
Dış ödüllerden bağımsız olarak, kişinin kendi gelişimi ve anlam arayışı doğrultusunda motive olabilmesi. Goleman, bu özelliği yüksek performansın temel kaynaklarından biri olarak tanımlıyor.
4. Empati
Başkalarının duygusal durumlarını anlayabilmek ve buna uygun bir şekilde yanıt verebilmek. Empati, etkili liderlikte, çatışma yönetiminde ve sağlıklı geri bildirim kültürü oluşturmada önemli bir rol oynuyor.
5. Sosyal Beceriler
Etkili iletişim, ilişki kurma, ikna, liderlik ve iş birliği gibi becerilerin hayata geçirilme biçimi. EQ’nun dışa yansıyan yönünü oluşturuyor.
Goleman, duygusal zekâyı “yumuşak bir beceri” olarak değil, liderliğin temel yapı taşlarından biri olarak konumlandırıyor. Bu görüşünü nörobilim, davranış psikolojisi ve farklı sektörlerden vaka örnekleriyle destekliyor.
Günümüz iş dünyasında — özellikle ürün yönetimi gibi insan etkileşimi yoğun, belirsizlikle iç içe çalışan ekiplerde — duygusal zekâ opsiyonel değil. Bilgiyi etkiye, stratejiyi sürdürülebilir sonuçlara dönüştüren şey, çoğu zaman EQ oluyor.
Bu kitap, başarıya giden yolun sadece teknik bilgiyle değil, insanları ve duyguları doğru okuyabilme yeteneğiyle mümkün olduğunu güçlü bir şekilde hatırlatıyor.




